Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Hakkı Güleç
Hakkı Güleç
hakki.gulec@lifebursa.com

3F: Futbol, Fado ve Fiesta

17 Şubat 2021 Çarşamba, 12:15

Futbol: İngilizce kökenli football'dan dilimize uyarlanmış "ayak topu" anlamına gelen sözcüktür.

İspanya 'da üç yıl süren iç savaş sonunda Demokratik İspanya Cumhuriyeti'ni yıkarak iş başına geçen General Franco 39 yıl boyunca ülkesini diktatörlükle yönetmiştir.

Franco için daha büyük stadyum, "daha büyük uyku tulumudur "

Franco'ya göre stadyumlar ne kadar büyük olursa o kadar insanı içine atmak mümkün olacaktı.

1944 yılında 80.000 kişilik stadyumun iki yılda bitmesini emreden diktatör, özendirilen futbolun artan taraftarını karşılamak için 1954 yılında 125.000 kişilik daha büyük stadyum inşa ettiriyor.

1950 yılı, İspanya nüfusunun 18-20 milyon civarında olduğunu düşünürsek bu 125 bin bu rakamı oldukça fazladır.

83 Milyon nüfuslu ülkemizin en büyük stadı Atatürk olimpiyat stadı kapasitesi 80.000'dir.

Fado: Geçimini sağlamak amacıyla açıldığı okyanustan bir daha geri dönemeyen fakir Portekiz balıkçılarına sevgilileri ve aileleri tarafından yapılan müzik türü.

Şarkılar, denize giden sevgililer dönmedikçe ağırlaşır, ağıta dönüşür. Fado, balıkçı ailelerinin feryadı, acısı, duası, isyanı, umudu, haykırışı ve bekleyişidir.

Fado müziği ülkemiz arabesk müziğini anımsatır.

Özellikle 1970 sonrasında kırsaldan kentlere göç edenlerimizin gecekondu semtlerinde zorlu yaşamları müziklerine yansır.

Onlar toplumun en hareketli ve çilekeş insanlarıdırlar. Varoşlardan kent merkezlerine ulaşımı sağlayan dolmuşlarda çalan arabesk müzikler için "dolmuş müziği" de denmiştir. Ulaşımda dolmuş sistemi pratik zekalı insanlarımızın çözümüdür. Müslüm Gürsesler, Ferdi Tayfurlar arabesk müziğin duayenleridirler.

Arabesk müzik dışında ayrılık, yoksulluk ve ölümleri dile getiren yöresel birçok türkülerimiz vardır.

Fiesta: Latince kökenli sözcük olan fiest, şenlik, bayram, yortu anlamını içerir. Ve açlıkla, yoklukla, yoksullukla boğuşan Latin Amerika ülkelerinin hemen hemen hepsinde düzenlenen festivallerde oldukça coşkulu kutlamalar, insanları günlük dertlerinden uzaklaştırır ve kitlelerin iyi hissetmesi sağlanır. Festivallerin kıtası Latin Amerika ülkelerinin futbol başarısı da gözden kaçmaz.

3f kuralı, açlık işsizlik, ümitsizlik, baskılardan bunalan halkın yönetilebilmesi, tıpkı düdüklü tencerenin artan gazının alınması gibi, kitlelerin öfke kontrolleri, dikkatlerinin dağıtılmasına yönelik bazen müzik, eğlence ve futbol birer araç devreye girer.

Bir eğitimci olarak ne düşünüyorum?

Bir eğitimci olarak eğitim kurumları rehberlik servislerinde, seminerlerimde velilere "sizce en önemli dersler hangileridir?" Soruma karşılık çoğunlukla "en önemli ders matematik, fen, Türkçe, yabancı dildir" cevabını alırım.

Ben ise "özellikle 10-15 sene sonra en önemli dersler beden eğitimidir, müzik ve resim olacaktır" dediğim zaman şaka yaptığımı düşünürler.

Bu dersler yaratıcılığı, sosyalleşmeyi, iç disiplini, ilişkileri güçlendiren ve liderliği öne çıkartan dersleridir.

200 bin yıllık insanlık tarihinde özellikle Sanayileşme Devrimi ile son 200 yılda artan işgücünü yetiştirmeye yönelik geliştirilen Eğitim3.0'dır.

200 yıl önce Almanya'da başlayan ve Eğitim 3.0'da yaratıcılığın yok edilmesi, çocukların tek tipleştirilmesi ve istendik formatta yetiştirilmesi süreci vardır. Bu süreçte yaratıcılığı, iç disiplini geliştiren beden, müzik, resim boş dersler önemsiz dersler olarak algılanır. Bilmezler ki en önemli derslerdir o dersler.

Özellikle bilişim teknolojisinin hızla gelişmesi ile gelişen Endüstri 4.0'a uygun insan yetiştirme amaçlı eğitim 4.0 uygulamaları başlar.

Eğitim 4.0'da artık öğrencilerin tek tipleştirilmesi yerine, onların bireysel potansiyelleri, yetenekleri, ilgi alanları öne çıkar, online eğitimler yaygınlaşmaya başlar.

Artık bilgi aktarma süreçleri yerini, yenilikçiliğin ve yaratıcılığın geliştirilme süreçlerine bırakır

500 yıl öncesine kadar tüm dünyanın bilgileri, yüz yılda bir ikiye katlanırken, günümüzde ise dünyanın tüm bilgileri yüz yılda değil sadece bir günde ikiye katlanmaktadır. Eğitimde bilgi aktarmadan çok bilginin kullanılması, yaratıcılık, yenilikçilik öne çıkar.

Spor, müzik ve resim neden gereklidir?

Zihnimizin, ruhumuzun ve bedenimizin gelişmesi en temel konu olmaya başlarken beden eğitimi, müzik ve resim dersleri önem kazanmaya başlar.

ABD'de yapılan araştırmalar, her sabah temiz havada düzenli egzersiz programına katılan öğrencilerin birkaç ay sonra zihinsel verimliliklerinin %33 arttığı tespit edilir.

Beynimizin sağ lobu müzik, resim, hayal, sezgi, yaratıcılık konuları ile ilgilidir.

Beynimizin sol lobu mantık, muhakeme, analitik düşünme, matematik gibi konuları ile ilgilidir.

Kaliforniya Üniversitesi araştırmalarında beynimizin hem sağ hem sol lobu geliştirildiği zaman zihinsel verimin 10 kat ve üzerinde arttığı tespit edilmiştir.

Albert Einstein'in çok iyi keman çaldığı, klasik müziğe olan merakı ve sporla ilgilenmesi örneğinde olduğu gibi çoğu patentli buluşlara imza atanların benzeri yaşamlarını gözlemleriz.

Bir spor olarak futbol, bir müzik sanatı olarak fado ve kitlesel kültürlerin sergilenme ve eğlence ihtiyacı için fiesta insanlığın kültürüdür. Bu alanları yönetimsel sorunlar için araç haline getirmeyi değil, insanların kendilerini ifade etmeleri, gelişim için gerekli alanlar olarak görüyoruz.

İnsanı daha bir insanlaştıran kültürünün yozlaştırılmadan gelişim içinde olmasına dikkat çekiyoruz.